Araştırmalar

/Araştırmalar
Araştırmalar2019-06-20T22:13:30+03:00

Gül Yaprağı Olmak

GÜL YAPRAĞI OLMAK Uzakdoğu'da bir Budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerideki Budist rahip, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen [...]

Gölge Etme Başka İhsan İstemem

GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEM Diyojen, İskender’e ayağa kalkmadı. Hiç istifini bozmadı. Binlerce insan, İskender geliyor diye kırılıp geçiyorken o, yerinden kımıldamadı bile. “Sen ne yapıyorsun, gelenin kim olduğunu bilmiyor musun?” diye onu tartakladılar. İskender: “Durun, dokunmayın! Görmüyor musun? İskender geliyor diye insanlar yerlere yatıp kalkıyorlar. Sen yoksa İskender’i tanımıyor musun?” dedi. Diyojen: “Tanıyorum, iyi tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum” diye cevap verdi. İskender: “O halde söyle! [...]

Garcia’ya Mesaj

GARCIA’YA MESAJ 19. yüzyıl sonunda Küba meselesi dolayısıyla patlak veren Amerika-İspanya savaşında asilerin lideri Garcia ile süratle iletişime geçmek gerekiyordu. Kendisi Küba dağ kalelerinden birinde olup, nerede olduğu kesin olarak bilinmiyordu. Posta ve telgrafla da ulaşılamıyordu. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın bu kimse ile en kısa zamanda iş birliği yapması sağlanmalıydı. Ne yapılması gerekiyordu? Birisi Başkan’a şöyle dedi: “Sizin için Garcia’yı bulabilecek biri vardır. Eğer herhangi biri bu görevi [...]

Fincanını Boşalt

FİNCANINI BOŞALT Bir üniversite profesörü, ünlü bir Zen üstadını ziyarete gider. Üstat sessizce çay ikram ederken profesör, Zen hakkında konuşur. Üstat ziyaretçinin fincanını ağzına kadar doldurur ve doldurmaya devam eder. Profesör kendisini artık tutamayacağı ana kadar taşan fincanı seyreder. En sonunda dayanamaz ve:  “Artık doldu! Daha fazla almaz!” diye bağırdı. Üstat: “Sen de bu fincan gibisin,” der, “Önce fincanını boşaltmadan sana Zen’i nasıl gösterebilirim?". [...]

Ermiş ve Çocuk

ERMİŞ ve ÇOCUK Bir zamanlar, günlerden bir gün, Ermiş Sharia bahçelerden birinde dolaşırken bir çocuğa rastladı. Çocuk ona doğru koşarak dedi: -İyi günler olsun, efendim Ve ermiş dedi: -İyi günler olsun, efendim. Ve bir an sonra: -Görüyorum ki yalnızsın. Ve çocuk gülerek dedi: -Dadımı ancak yitirebildim. Şu çalıların arasında olduğumu sanıyor; ama görüyorsunuz ki buradayım. Ardından ermişin yüzüne baktı ve yine konuştu: -Siz de yalnızsınız. Siz dadınıza ne [...]

Bilmeyenlerle Tartışma

BİLMEYENLERLE TARTIŞMA Hindistan’da renklerin ustası anlamına gelen Ranga Guru adı verilen çok ünlü bir ressam varmış. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış, son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Rangu Guru ise; – Sen artık ressam sayılırsın Racaçi ve artık senin resmini halk değerlendirecek diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı [...]

Elindekiyle Yetinebilmek

ELİNDEKİYLE YETİNEBİLMEK Dünyalar güzeli bir kız varmış. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, yakışıklı ve asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi, nice şövalyeyi reddeden güzel kız, kimseleri beğenmezmiş. Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza âşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş. Ama kız onu da reddetmiş. Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı [...]

Ekici

EKİCİ Zengin bir Brahman çiftçi olan Bharadvaja hasat bayramını kutlarken, Kutlu Olan elinde sadaka çanağı ile gelip yiyecek dilendi. Oradakilerin bir kısmı onu saygı ile karşıladı ama Brahman kızmıştı ve şöyle dedi: -Ey samana, dilenecek yerde gidip çalışsan daha iyi olur. Ben sabah sürüp ekerim ve sürüp ekince de yerim. Sen de öyle yapsaydın senin de yiyecek bir şeyin olurdu. Buda cevap verip dedi ki: -Ey Brahman, ben [...]

Platon’a Sorulan İki Soru

PLATON’A SORULAN İKİ SORU Platon´a iki soru sormuşlar: - Birincisi; "İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir? - Platon tek tek sıralamış: - "Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için para öderler. Yarından endişe ederken bu günü unuturlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler." Sıra gelmiş ikinci soruya; - "Peki [...]

Dünyayı Düzeltmek İçin

DÜNYAYI DÜZELTMEK İÇİN Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında keyifle eline gazetesini aldı ve bütün gün keyif yapıp evde oturacağını hayal ediyordu. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gideceklerini sordu. Baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka götürecekti onu, ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. Önce dünya haritasını küçük [...]

Doğuştan Kör Olan

DOĞUŞTAN KÖR OLAN Doğuştan kör olan birisi şöyle söylüyordu: -Işıkların ve görüntülerin dünyasına inanmıyorum. Renkler yoktur ışık da gölge de. Ne güneş ne ay ne yıldızlar vardır. Hiç kimse böyle bir şey görmemiştir. Arkadaşları ısrarla tersini söylüyorlardı; fakat o tutumundan vazgeçmiyordu. -Gördüğünüzü sandıklarınız, diye cevap verdi, sadece hayaldirler. Eğer renkler var olsaydı onlara dokunabilirdim. Onların gerçeklikleri olmadığı gibi özleri de yoktur. Bu bölgede yaşayan bir doktoru körün yanına [...]

Dilenci ve Turgenyev

DİLENCİ ve TURGENYEV Büyük Rus yazarı Turgenyev, soğuk bir akşamüstü evine doğru yola çıkmış. Yolda bir dilenci kendisinden para istemiş. Bütün ceplerini kurcalayan Turgenyev, ne yazık ki hiç para bulamamış. Bunun üzerine kendisine uzatılan soğuk elleri kendi elleriyle ısıtarak: "Kusura bakma kardeşim sana verecek bir şeyim yok" demiş. Dilenci; "Verdiniz ya efendim" demiş. "Bana kardeşim dediniz."

Şahsi İşleriniz

ŞAHSİ İŞLERİNİZ Saatlerce yol kat etmişti kafile, binenlerde ve binek hayvanlarının her ikisinde de yorgunluk işaretleri belirmeye başlamıştı. Su bulunan bir mekâna ulaştıkları vakit, kafile konakladı. Kervanda bulunan Resul-i Ekrem (s.a.v) devesini çöktürdükten sonra indi. Hepsinin düşüncesi bir an evvel suya ulaşıp namaz mukaddematını hazırlamaktı. Resul-i Ekrem (s.a.v) indikten sonra yürüyerek su bulunan tarafa doğru gitti, fakat biraz sonra tek söz bile konuşmadan binek hayvanına doğru döndü. Ashab [...]

Denizlerin En Büyüğü

DENİZLERİN EN BÜYÜĞÜ Ben ve ruhum, yüzmek için büyük denize gittik. Sahile vardığımızda, sakin ve gözlerden uzak bir yer aramaya koyulduk. Fakat, biraz yürüdükten sonra koyu renkli bir kayaya oturmuş ve elindeki torbadan denize azar azar tuz atan bir adama rastladık. Ruhum, "Karamsarın biri; ayrılalım buradan, burada yüzmemize imkân yok" dedi. Denizin içeriye doğru hafifçe bir girinti yapmış olduğu bir yere kadar yürümeyi sürdürdük. Burada, beyaz bir kayada [...]

Deniz Yıldızı

DENİZ YILDIZI Bir adam okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca bu kişinin, sahile vurmuş deniz yıldızlarını denize attığını fark eder ve; "Niçin bu deniz yıldızlarını denize atıyorsun?" diye sorar. Topladıklarını hızla denize atmaya devam eden kişi; "Yaşamaları için" yanıtını verince, adama şaşkınlıkla: "İyi ama burada binlerce deniz yıldızı var. Hepsini atmanıza imkan yok. Sizin bunları denize atmanız neyi değiştirecek ki?" [...]

Deneyim

DENEYİM 60’lik ünlü ressam, bir lokantaya girer. Gerçi cebinde parası yoktur ama aldırmaz. Lokantacıya yapacağı portresine karşılık yemek yemek istediğini söyler. Güzelce karnını doyurur. Sonra bir çırpıda lokantacının portresini çizerek masaya bırakır. Kalkarken adam gelir, resme bakar, beğenir. “Güzel ama” der lokantacı “Bir dakikada yaptınız bunu, oysa bir saattir yiyorsunuz”. Ressam: “Bir dakika değil, 60 yıl ve bir dakika” diye karşılık verir. [...]

Ayakkabı Bağı

AYAKKABI BAĞI Bilge hoca ve  öğrencilerinin bazıları baş sağlığı için akrabalarından birinin evine gidiyorlardı. Yolda bilge hocanın ayakkabısının bağı koptu. Öyle ki ayakkabı ayağında durmuyordu. Bilge hoca ayakkabısını eline alıp, çıplak ayakla yola düştü. Bilge hocanın öğrencilerinden biri hemen ayakkabısını ayağından çıkardı, ayakkabısının bağını çözüp, bilge hoca ayakkabıyla kendisi de çıplak ayakla, gitsin diye, bağı bilge hocaya vermek için uzattı. Bilge hoca öfkelenerek yüzünü öğrencisinden çevirdi ve hiç [...]

Değerini Bilmek

DEĞERİNİ BİLMEK Mısır ülkesinde İslamiyet’ in ilk dönemlerine ünlü sufi bilge Dhu Nun yaşarmış. Dhu Nun ve diğer bilge sufiler hakkında genç cahil bir adam, bilip bilmeden ileri geri konuşuyormuş. Dhu Nun adama küçük bir ders vermek için genç adamı yanına çağırmış. Parmağındaki yüzüğü çıkarıp adama vermiş ve demiş ki; – Al bu yüzüğü pazara git ve 1 dirheme (gümüş sikke) sat! Genç adam sufinin dediğini yapmış. Pazara [...]

Çabuk Öğrenmek

ÇABUK ÖĞRENMEK Bir uzak doğu sporları öğrencisi öğretmenine giderek ciddi bir şekilde: “Kendimi sizin savaşma sisteminizi öğrenmeye adadım. Tam olarak öğrenmem ne kadar sürer?” diye sorar. Öğretmen öylesine bir cevap verir: “On yıl” Öğrenci sabırsız bir şekilde yanıtlar: “Ama ben daha çabuk öğrenmek istiyorum. Çok çalışacağım. Eğer gerekiyorsa her gün on saat veya daha fazla alıştırma yapacağım. Böyle bir durumda ne kadar sürer?” Öğretmen bir an düşünür ve [...]

Çatlak Kova

ÇATLAK KOVA Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilirmiş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, [...]

Çalışmak

ÇALIŞMAK Sonra bir çiftçi söz aldı, bize çalışmaktan söz et dedi. Ve o yanıtladı: Yeryüzüne ve onun ruhuna uymak için çalışıyorsunuz. Çünkü aylaklık yeryüzünün mevsimlerine yabancılaşmak demektir. Sonsuza doğru gururlu bir kabullenmişlik ve soylu adımlarla ilerleyen Hayat’ın gelişiminin dışına çıkmak demektir. Çalıştığınız zaman akıp giden saatlerin fısıltılarını içinde müziğe dönüştüren bir neye benzersiniz. Yeryüzünde her şey belli bir uyum içinde şarkı söylemekteyken, hangi biriniz çıkıp da sağır ve [...]

Nesneler ve Çaba

NESNELER ve ÇABA Zeynelabidin nesneler ve çaba hakkındaki bir soruya şu yanıtı vermiş: “Zenginler varlığa sığınıp onu ilahları yaparlar. Yoksullar yoksulluğa sığınıp onu kendilerine zincir yaparlar.” “Sadece Bilgeler nesnelerin ve çabanın gerçek anlam ve değerini; varlık ile gösterişin ya da bunun aksinin nedenini bilirler.”

Cahil Tapodatta

CAHİL TAPODATTA Pratishthana’da Tapodatta adında bir Brahman yaşamaktadır. Gençliğinde babasının tüm çabasına karşın gerekli bilgileri öğrenemeyip cahil kalır. Büyüyünce, bilgisizliğinden dolayı eleştirildiği için utanç duyar. Bilgi edinmek umuduyla Ganj nehri kıyısına gider. Toplumdan kaçarak kendini çile çekmeye verir.  Aç susuz bedenine işkence ederek bilgeliğe ulaşacağını böylelikle Tanrı İndra’ya ulaşacağını sanır. Bunu gören tanrılar Tanrısı İndra, Tapodatta’ya bir ders vermek üzere bir Brahman kılığına girerek yeryüzüne iner. Ganj kıyısında [...]

Buda ve Prens

BUDA ve PRENS Bir gün Buda’ya çok kuvvetli bir prens yaklaşır. Savaş arabasının üstünde çok görkemli durmakta olup, sayısı oldukça fazla etrafıyla Buda’yı selamlamış ve öğrencisi olmak istemiştir. Buda Prense öğrencisi olmaya hazır olmadığını söyler. Alçakgönüllü olan prens sarayına dönüp düşünmeye başlar. Hocası olacak kişinin önüne bu şekilde görkemli çıkmanın doğru olmadığının düşünür. Aradan bir sene geçer. Bu sefer Buda’nın karşısına daha mütevazi bir şekilde çıkar ama yine [...]

Buda Olmak

BUDA OLMAK Aşağıdaki masal, Budacı masal gurubu olan Avadana’lara  ait bir masaldır. Avadana masalları herhangi bir canlının (Bu bazen Buda’nın kendisidir) ileride Buda olabilmek için yaptığı çeşitli özverili, fedakar davranışlardan ibarettir. “Mahendrasena adında bir kral, fakirlere sadaka dağıttığı bir günde, hasta bir dilenci görmüş. Doktorlarına hastayı tedavi etmeleri için emir vermiş. Hastayı kontrol eden doktorlar, krala hastanın iyileşmesi için, insan yarasından alınacak irin ve insan eti gerekli olduğunu [...]

Bostan Korkuluğu

BOSTAN KORKULUĞU Bir gün bir bostan korkuluğuna: “Bu boş bostanda tek başına ayakta durmaktan sıkılmış olman gerek” dedim. O da bana: “Herkesi korkutmak öylesine güçlü ve sürekli bir haz ki, onu ben hep duyarım” diye cevap verdi. Biraz düşündükten sonra konuşmamı sürdürdüm: “Çok haklısın; ben de bu hazzı tattım.” Bostan korkuluğunun cevabı ise şu oldu: “Ancak aşağılık duygularla dolu olanlar bu hazzı tadabilirler.” Bunun üzerine, bana iltifat veya [...]

Bir Zamanlar Nehir Varmış

BİR ZAMANLAR NEHİR VARMIŞ Eski Doğu geleneğinin anlattığına göre bir zamanlar çamurlu yatağında yavaş yavaş, keyifle akan bir nehir varmış. Suları bulanıkmış ve içinde dipteki balçıkta yiyecek arayan gri balıklar yaşarmış. Nehir fazla derin olmadığından kimsenin aklına karşıya geçmek için bir köprü yapmak gelmemiş ve nehrin bağrına suların zar zor ıslattığı birkaç büyük taş atmakla yetinmişler. Ancak, her şeyi gören Tanrı İndra nehrin cinine acımış çünkü hareketsizlik ve [...]

Bir Yumurta İki Bilgi

BİR YUMURTA İKİ BİLGİ Konfüçyüs bir arkadaşına şöyle der: “Senin bir yumurtan var, benim bir yumurtam var. Sen yumurtam bana versen, ben de yumurtamı sana versem, yine senin bir yumurtan benim de bir yumurtam olmuş olur. Ama senin bir bilgin var, benim de bir bilgim var. Sen, bilgini bana versen, benim bilgimle birlikte iki bilgim olmuş olur. Ben de bilgimi sana versem senin bilginle birlikte iki tane bilgin [...]

Bir Şey Öğretilemeyen Maymun

BİR ŞEY ÖĞRETİLEMEYEN MAYMUN Soğuk bir kış akşamı bir grup maymun ormanda üşürken bir ateşböceği buldular. Böceği incelediklerinde bunun ateş olduğuna inandılar. Bunu özenli bir şekilde kaldırdılar, kuru ot ve yapraklar ile kapladılar, kollarını, ayaklarını, gövdelerini ona doğru uzattılar ve ısındıklarını hayal ederek eğlendiler. Ağaçta yaşayan bu maymunlardan bir tanesi çok üşüdü ve ateşböceğine tekrar tekrar ve dikkatli bir şekilde üfledi. Bunun üzerine İğne Yüzlü adındaki bir kuş [...]

Bir Mezar Yazısı

BİR MEZAR YAZISI Bir mezar taşının üzerinde şu sözler yazılıdır: “Genç ve hür iken, düşlerim sonsuzken, dünyayı değiştirmek isterdim. Yaşlanıp akıllanınca, dünyanın değişmeyeceğini anladım. Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak sadece memleketimi değiştirmeye karar verdim. Ama o da değişeceğe benzemiyordu. İyice yaşlandığımda, artık son bir gayretle, sadece ailemi, kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim. Ama maalesef bunu kabul ettiremedim. Ve şimdi ölüm döşeğinde yatarken birden fark ettim ki, önce [...]

Bin Aynalı Oda

BİN AYNALI ODA Çok uzaklarda bir yerlerde, içinde bin aynanın olduğu bir oda olan bir tapınak varmış. Bir gün, nasıl olmuşsa, bir köpek tapınakta kaybolmuş ve bu odaya gelmiş. Kendinden bin tane birden görünce düşmanı zannettiği görüntülere karşı havlamaya başlamış. Bu havlamalar ve diş göstermeler kendisine bin katı geri dönüyormuş. Köpek daha da saldırganlaşmış. Gittikçe kontrolden çıkmış ve sonunda, öfkeden oracıkta ölüvermiş. Bir süre sonra başka bir köpek [...]

Bilgiye Hava Kadar İhtiyaç Duymak

BİLGİYE HAVA KADAR İHTİYAÇ DUYMAK Bir gün genç bir adam Socrates’in yanına gelir ve ona şunları söyler: “İrfan kazanmak bir sürü eziyete katlanarak kilometrelerce yol yürüdüm. Öğrenmek istiyorum ve bu yüzden size geldim. Bana bilgeliği öğretir misiniz?” Sokrates, gence kendisini izlemesini söyler ve birlikte sahile doğru yürümeye başlarlar. Hoca suyun içine girer ve öğrencisi de onu takip etmektedir. Sokrates bir an durur ve aniden öğrencinin başını tuttuğu gibi [...]

Biley Taşı

BİLEY TAŞI Talebelerden biri Sokrates’e sormuş: – Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuşma yapmıyorsun? – Evlat, demiş Sokrates. Biley taşı keskin değildir ama en sert demiri bile keskin eder.

Bilgelik Kitabı

BİLGELİK KİTABI Simab şöyle dedi: “Bilgelik Kitabı’nı yüz altına satacağım ve bazı insanlar bunun ucuz olduğunu söyleyecekler.” Yunus Marmar da ona şu yanıtı verdi: “Ve ben de o kitabı anlama anahtarını vereceğim ve bedava olmasına karşın onu hemen hemen kimse almayacaktır.”

Bilge Kadının Taşı

BİLGE KADININ TAŞI Dağlarda gezen bir bilge kadın, nehirde değerli bir taş bulmuş. Ertesi gün kendisi gibi bir seyyahla karşılaşmış. Ama seyyahın karnı açmış. Bilge kadın torbasını çıkarmış ve yemeğini onunla paylaşmış. Aç seyyah, bilge kadının torbasındaki değerli taşı görmüş ve taşı çok beğendiğini söyleyip onu kendisine vermesini istemiş. Bilge kadın hiç tereddüt etmeden taşı ona vermiş. Seyyah karşısına çıkan bu şansa çok sevinip, bilge kadının yanından ayrılmış. [...]

Ayak İzleri

Ayak İzleri Bir gece, bir adam, bir rüya gördü. Rüyasında sahilde Tanrı ile yürüyordu. Gökyüzünde hayatından sahneler parıldadı. Her sahnede kumun üzerinde iki çift ayak izi gördü. Biri kendine diğeri Tanrı’ya aitti. Hayatının son sahnesi gözünün önünde canlandığında, geriye ayak izlerine baktı. Hayat yolunun birçok döneminde, sadece bir çift ayak izi olduğunu gördü. ayak izlerinin, hayatının en kötü ve acılı dönemlerinde olduğunu fark etti. Bu gerçekten canını çok [...]

Aşk Her Şeyi Fetheder

AŞK HER ŞEYİ FETHEDER Dünyada genel anlamda üstesinden gelinmesi gereken, karanlık veya aydınlık ya da ilerleme ve ikisi arasındaki güçler tarafından yaratılan, insanların egemenliği altına girdiği ya da egemen olduğu zorluklar vardır. Ancak, karanlığın güçlerini fethedebilecek yalnızca Aşk’tır. Çünkü o Yasa’dır. Yasa’yı nasıl algılayabiliriz? İçimizde. Çünkü insan evrensel yaşamın odaklandığı ya da ifade bulduğu parçacıktır. Aydınlık ve karanlık içimizde de vardır. Güzellikteki yaratıcılık için, tüm mutluluklar için, kendinden [...]

Aslan Yapıcılar

ASLAN YAPICILAR Bir kasabada arkadaşlık içinde yaşayan dört Brahman vardı. Bunlardan üçü bütün bilimlerin en derinine inmişler ancak anlayış kazanamamışlardı. Dördüncüsü ise bilimleri tatsız bulmuştu; anlayıştan başka hiçbir şeyi yoktu. Bir gün dördü konuşmak için bir araya toplandılar. “Eğer bir kişi seyahat etmez, kralların takdirini kazanmaz ve para edinmezse başarıların yararı nedir?” diye sordular kendilerine ve “Haydi seyahat edelim” diyerek yola çıktılar. Ancak biraz yol kat ettikten sonra [...]

Arzular Doymaz

ARZULAR DOYMAZ Anlatıcı: Bir kral sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar ve ona şöyle seslenir: Kral: Dile benden ne dilersen. Anlatıcı: Dilenci krala şöyle cevap verir. Dilenci: Sanki dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz. Anlatıcı: Kral bu söze alınır. Kral: Pek tabi her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle hele, ne istiyorsun? Dilenci: Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım. Anlatıcı: Dilenci sıradan bir dilenci değildir. Daha önce kralın hocası olmuştur [...]

Ölçülülük, Zamanlama ve Yüzleşme

ÖLÇÜLÜLÜK, ZAMANLAMA ve YÜZLEŞME Bilge hocaya sormuşlar: “Anlayış ve iyilik, Bilgelik Yolu’nun parçalarıdır; bunların haricinde sevgi ve güzellikten başka şeyler neden vardır? Örneğin bilgi, zamanlama, ölçülülük ya da kınama gibi şeylere ne gerek vardır?” Bilge hoca şu yanıtı vermiş: “Olgunlaşan bir şeftalinin güneşe ve suya ihtiyacı vardır. Yararlı olan güneş, çok uzun bir süre ya da çok fazla parladığı zaman olanları görmediniz mi? O zaman bu yıkıcı bir [...]

Altın Elmalar

ALTIN ELMALAR Gelin kardeşlerim, gelin ve dinleyin, bilin ve görün, bizim olan ve sizlere vereceğim şeyi. Boş avuçlarımdaki altın elmaları görüyor musunuz? Görüyor musunuz onları? Dikkat gösterin! Onları sizlere doğru atacağım. Sana bir tane, köşede gizlenmiş duran bir tane de sana. Bunu ve bir de bu sonuncusunu tutun. Ben sizlere pek çok şeyden bahsederken yaşanmış, belki yaşanmış belki sadece işitilmiş ama belki de sadece görülmüş olanı kim bilebilir? [...]

Alışkanlıklar

ALIŞKANLIKLAR Bir bilgenin öğrencileri bir gün sormuşlar: "İnsanlar neden kötü alışkanlıkları daha kolay ve iyi alışanlıkları daha zor edinirler? Neden iyi alışkanlıklarını uzun süre muhafaza edemiyorlar? Yaşlı bilge: "Peki ben size şöyle bir soru sorayım: Eğer iyi tohumu güneşte bırakırsak ve kötü, çürümüş tohumu toprağa gömersek ne olur sizce?" demiş. "İyi tohum güneşte kuruyacak, kötü tohum ise hastalıklı filizler verecek ve sağlıklı bir meyve oluşmayacak" diye cevaplamış öğrenciler. [...]

Acele Karar Vermek

ACELE KARAR VERMEK Anlatıcı: Öykümüz ünlü Çin düşünürü Lao Tzu zamanında geçer. Lao Tzu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış. Köyde yaşlı bir adam varmış. Çok fakirmiş, ama kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. Yaşlı Adam: Bu at, bir at değil benim için. Bir dost. İnsan dostunu satar [...]

Rüya Görmek

RÜYA GÖRMEK Büyük Taocu üstat Chuang Tzu bir keresinde rüyasında kendisini oraya buraya uçan bir kelebek olarak görür. Rüyada bir birey olarak şahsiyetinin farkında değildir. Yalnızca bir kelebektir. Aniden uyanarak kendini orada tekrar bir insan olarak yatarken bulur. Ancak daha sonra kendi kendine düşünür, “Ben eskiden bir kelebek olmayı hayal eden bir kişi miydim, yoksa şimdi ben bir insan olmayı hayal eden bir kelebek miyim?”. [...]

Aristoteles

Bir felsefeyi ya da bir filozofu incelerken yaşadığı ve içinde bulunduğu zamanın toplumsal özelliklerini de bilmek gerekir. Toplumu meydana getiren kültürel ve manevi etkilerini bilmeye çözümleme yaparken çok ihtiyaç duyulur. O durumu daha yakından tanımak için günümüzde bize kalan olaylar yetersiz kalmaktadır. Olaylara sadece entelektüel ve bilimsel bilgi çerçevesinden bakmak yerine hikayelere ve örnek hayatlara, anlatım ve anlatıcılara başvurmak, o dönemi anlamaya daha çok katkıda bulunur. O yüzdendir ki [...]

Zayıflayan Dilenciler

ZAYIFLAYAN DİLENCİLER Bir kentte, dilenip yedikleriyle şişmanlamış dilenciler varmış. Bunu görenler şaşırarak aralarında şöyle tartışıyorlarmış. Birisi: “Dilenerek geçinen bu adamlar nasıl oluyor da böyle şişmanlıyorlar” derken, Bir başkası: “Bunları zayıflatmak için iyice doyurmak gerek. Bakın, isterseniz bunu size gösterebilirim” demiş. Bunu diyen, dilencileri davet etmiş. Onları evinde ağırlayarak karınlarını iyice doyurmuş. Onlara tatlı, tuzlu, ekşi, acı, mayhoş ne varsa hepsini tattırmış. Öyle ki, en yüksek tatlarla tıka basa [...]

Hücreler Gerçek Mutluluk ile Sahte Mutluluğu Ayırt Ediyor

Bir çok insan, hayatında mutlu olmak ister. Mutluluğu yakalayabilmek için de çeşit çeşit şeyler yapar. Kimi boğaz kenarında güzel bir yemek yediğinde mutlu olur, kimi de bir hayır işi yaptığında… PEKİ, BU MUTLULUKLARDAN HANGİSİ GERÇEK? Bu sorunun yanıtını, “her ikisi de gerçek” diyerek verebiliriz. Ancak, hücrelerimiz bizimle aynı fikirde değil. Birleşik Devletler’deki Kaliforniya Üniversitesi ile Kuzey Karolina Üniversitesi’nin işbirliği altında gerçekleştirilen bir araştırmaya göre; hücrelerimiz bu olaylardan sadece bir [...]

Aziz Valentine

Bugün 14 Şubat’ın atfedildiği rahip Aziz Valentine aslında pek de bu konuyla ilgili gözükmüyor kaynaklarda. Ayrıca ismi ve ölüm yeri dışında, hakkında pek de kesin bilgilere sahip değiliz. Tarihte Katolik Kilisesi’nin saygıyla andığı birçok Aziz Valentine var. Antik Roma zamanında katledilen rahiplerin geneline verilen isim “değerli, önemli“ anlamına gelen Valens sözcüğünden türemiş olan Valentine olmuş.  Katledilenlerin listesini içeren ilk kaynaklardan biri 354 yılına dayanmaktadır ve bu tarihte Valentine ismine [...]

Antik Uygarlıklar Nasıl Konuşuyorlardı

İşte unutulmuş imparatorluklardan seslendirilmiş 7 dil Bir efsaneye göre dünya üzerindeki diller, Babil Kulesi'ni inşası sırasında ortaya çıktı. Peki bundan binlerce yıl önce yaşamış olan medeniyetler nasıl konuşuyorlardı bunu hiç merak ettiniz mi? Babil Kulesi'nin adı, pek çok efsanede ve kutsal kitaplarda geçer. Yeryüzündeki ulusların ve onların konuşmakta olduğu binlerce dilin nasıl ortaya çıktığıyla ilgili bir inanış unsurudur. İnsanlar, Tanrıya ulaşmak ve ona daha yakın olabilmek için, uyum içerisinde [...]

Başlangıçlar Tanrısı Janus

Janus, ters yönlere bakan iki yüze sahip olarak tasvir edilen bir Roma tanrısıdır. Janus, geçitlerin, kapıların, bitişlerin ve başangıçların tanrısıdır. Janus, geçmişten geleceğe, bir durumdan başka bir duruma, bir görüşten başka bir görüşe, genç insanların olgunluğa ermesi gibi geçişleri ve değişimleri sembolize etmek için de kullanılmıştır. Aynı zamanda, zamanı temsil eden bir figür olarak da kullanılmıştır çünkü bir yüzüyle geçmişi, diğer yüzüyle de geleceği aynı anda görebilmektedir. Janus’a ekim [...]

Hıdırellez

Hıdırellez Bayramı çok eski zamanlardan beri birçok uygarlık tarafından kutlanan çok ünlü bir mevsimlik bayramdır. Eski kaynakları incelediğimizde ismi farklı farklı anılsa da bu bayramlarda kullanılan ya da değer verilen motifler kendi arasında benzerlik göstermektedir. Evrenselliğinden hiçbir şey yitirmeden her yıl baharın gelişi uluslar için de birey için de canlılık ve yenilenme kaynağı olmuştur. Baharın gelişi eskiden şenliklerle kutlandığı gibi bugünde önemini hala korumakta ve bu gün de kutlamalar [...]

Topaz

Topaz, florlu alüminyum silikat yapısında, kimyasal formülü Al2SiO4 (F,OH)2 olan değerli taş özelliklerine sahip bir silikat mineralidir. Kristal sistemi ortorombiktir (dikdörtgenler prizması) ve kristallerin her biri prizma biçiminde olup bitişleri piramidal şekildedir. Topazın bir diğer ismi zebercettir. Sertlik derecesi Moh’ nun Skalasında 8.0 dır. Yani zümrütten daha sert, yakut veya safirden daha bir kademe daha yumuşaktır. Katışıksız topaz ya da zebercet tamamen saydamdır fakat çoğu zaman renklendirilmektedir. Topazın en [...]

Marsın Taşı; Yakut

Yakut, rengiyle ön plana çıkan, tüm değerli taşların kraliçesi olarak bilinen, kırmızısı hiçbir kırmızı renkli taşa benzemeyen saydam bir taştır. Yanan alev rengi bize hep yaşamı ve aşkı anımsatmıştır. Safir gibi Korundum mineralinin saydam bir türüdür ve bu sebepten de safirle sertlik dereceleri aynıdır. Korundum, Moh’nun Sertlik Dereceleri Skalasında elmastan sonra gelen mineraldir.Elmas en sert mineraldir ve 10 sertlik derecesinde değerlendirilmiştir.Korundum ve dolayısıyla yakut da 9 sertlik derecesine sahiptir.Yani [...]

Zümrüt

Zümrüt, Beril mineralinin yeşil renkli en değerli üyesidir. Eski kaynaklara bakıldığında en değerli ve az bulunur olanının kırmızı olduğu söylenirmiş ve buna da kırmızı zümrüt denirmiş ve tarihe değerli taşların en değerlisi olarak adını yazdırmış. Fakat bu bilgiler günümüzde hemen hemen hiç bilinmemektedir. Gemoloji’ de Mayıs ayının taşı olarak bilinmesiyle birlikte tarihte zümrüt’ ün kullanan kişilere sadakat ve değişmez aşkı verdiği ve hatta olayları önceden tahmin edebilme yeteneği kazandırdığı [...]

İhtiyar Kadın ve Kandil

İHTİYAR KADIN ve KANDİL Bir akşam Buda, vaazını bir dağda verecekti. Büyük bir kalabalık onu bekliyordu. Gece indiği için, herkes onu karşılamak üzere bir kandil yakmıştı. Diğerlerinden daha küçük ve daha kalitesiz bir kandil taşıyan ihtiyar bir kadın onlara katıldı. Alaylar içinde, kandilini diğerlerinin yanına koydu. Birden bir tufan koptu, ihtiyar kadınınki hariç diğer tüm kandiller söndü. Küçük olmasından dolayı diğerleri onu korumuştu ve karanlıkta sadece onun ışığı [...]

Sevgiyi Yaşayanlar

Tags: |

SEVGİYİ YAŞAYANLAR Anlatıcı; Bir gün sormuşlar ermişlerden birine. Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? Şöyle demiş ermiş: Ermiş: Bakın göstereyim. Anlatıcı: Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş davetlilere şöyle demiş: Ermiş: Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz. Anlatıcı: Peki demişler ve [...]

Ben Çekilirim

BEN ÇEKİLİRİM Dünya nimetlerine önem vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: “Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem.” der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir: “Ben çekilirim!” ve çabanın gerçek anlam ve değerini; varlık ile gösterişin ya da bunun aksinin [...]

Sokrates ve Üç Filtre

SOKRATES ve ÜÇ FİLTRE Bir gün bir adam Sokrates’e: “Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?” der. Sokrates: “Bir dakika bekle” diye cevap verir ve devam eder “Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna Üçlü Filtre Testi deniyor”. Adam merakla: “Üçlü Filtre?” diye sorar. “Doğru” diye devam eder Sokrates. “Benimle arkadaşın hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek iyi bir [...]

Halikarnas Balıkçısı ve Mavi Anadoluculuk

Halikarnas Balıkçısı ve Mavi Anadoluculuk Yaygın olarak Halikarnas Balıkçısı adıyla tanıdığımız Cevat Şakir Kabaağaçlı 1890-1973 yılları arasında yaşamıştır. Girit’te Osmanlı’nın son önemli ailelerinden biri olan Şakir Paşa ailesinin bir parçasıdır. Eğitimini Robert Koleji ve Oxford’da tamamlamış, kariyerine şair, gazeteci, yazar, araştırmacı ve ressam olarak devam etmiştir. Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat ve Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi ünlü isimlerin de benimsediği Mavi Anadoluculuk akımının bir temsilcisidir. Mavi Anadoluculuk, daha önceden Nev [...]

Don Kişot

Don Kişot ve Sembolojisi   Realist  bakış açısından ele alındığında hayatın yükünü kaldırabilmek için araçlara ihtiyaç duyarız. Bu araçlar “savunma mekanizmaları- duvarlar olabilir. Bunca insanın başına bu kadar kötü olay geliyor neyse ki bana olmuyor”. “İnsanlar çok kaba; o halde bende kaba ve sert olmalıyım. “  Tüm araçlar hayatın sunduğu zorluk ve dehşete bir cevap niteliğinde olduğunda, vereceğimiz cevaplar zamanın kendi sınırlarında var olmamızdan başka bir şey sunmaz. “Çok [...]

Gönüllülüğün Gücünü Keşfemek İçin Siz de Katılın

Etkinliklerimizden haberdar olmak için kayıt olunuz.