ARZULAR DOYMAZ

Anlatıcı: Bir kral sabah gezintisi sırasında bir dilenciye rastlar ve ona şöyle seslenir:

Kral: Dile benden ne dilersen.

Anlatıcı: Dilenci krala şöyle cevap verir.

Dilenci: Sanki dileğimi gerçekleştirebilecekmiş gibi soruyorsunuz.

Anlatıcı: Kral bu söze alınır.

Kral: Pek tabi her dediğini yerine getirebilirim. Sen söyle hele, ne istiyorsun?

Dilenci: Söz vermeden önce iki kez düşünün kralım.

Anlatıcı: Dilenci sıradan bir dilenci değildir. Daha önce kralın hocası olmuştur ve ona şöyle bir söz vermiştir:

Dilenci: Bir gün karşına çıkıp seni uyaracağım.

Anlatıcı: Kral bu olayı unutmuştur. Zaten hangimiz geçmişi noktasına virgülüne kadar hatırlayabiliriz ki? Birlikte yaşlanan kişilerin bile anıları farklıdır. Bu nedenle kral ısrar eder.

Kral: Ne istersen verebilirim. Ben güçlü bir kralım. Yerine getiremeyeceğim hiçbir dileğin olamaz.

Anlatıcı: Bunun üzerine dilenci çanağı uzatıp şöyle der:

Dilenci: Bu çanağı herhangi bir şeyle doldurabilir misiniz?

Anlatıcı: Kral bir kahkaha atar ve vezirine çanağı altınla doldurmasını emreder. Çanak dolup taşmakta ama anında boşalmaktadır. Paralar buhar olup uçmaktadır sanki. Kralın onuru kırılır. Bir dilenci çanağını dolduramadığı kulaktan kulağa yayılır. Giderek pırlantalar, elmaslar, yakutlar akıtılır çanağa. Ne var ki çanağın dibi yoktur sanki. Kral yenik düşmüştür. Dilenciye yakınır.

Kral: Tamam sen kazandın. Dileğini yerine getiremedim ama ne olur çanağın neden yapılmış olduğunu bana itiraf et.

Dilenci: Çok basit, insan damağından yapılmıştır. Yani insanın arzu ve isteklerinden. Doymak bilmez oluşu bundandır. İstek nedir ki! İstek ulaşana kadar belli bir süre heyecan veren bir duygudur. Bu gerçeği bir kez kavrarsan yaşantın değişir.

Son Yazılar

Kategoriler

Son Yazılar