Hıdırellez Bayramı çok eski zamanlardan beri birçok uygarlık tarafından kutlanan çok ünlü bir mevsimlik bayramdır. Eski kaynakları incelediğimizde ismi farklı farklı anılsa da bu bayramlarda kullanılan ya da değer verilen motifler kendi arasında benzerlik göstermektedir. Evrenselliğinden hiçbir şey yitirmeden her yıl baharın gelişi uluslar için de birey için de canlılık ve yenilenme kaynağı olmuştur. Baharın gelişi eskiden şenliklerle kutlandığı gibi bugünde önemini hala korumakta ve bu gün de kutlamalar düzenlenir. Çeşitli Türk topluluklarında yazı karşılamak için düzenlenir bu törenler. Ancak bu şekilde tabiatın canlanması, çiçeklerin yeşermesi, kuzuların otlaması mümkün olacaktır. Azeri bir yazar olan Seyidov;

“Hızır, Hızır hız getir

Var dereden ot getir,

Hızır’a Hızır deyirler

Hızır’a çırağ koyurlar”

manisini araştırır halkın Hızır’dan ne isteyebileceğini bulmak için ve bunu “ateş, kızgınlık(sıcaklık), coşkunluk, kuvvet, kut” olarak açıklıyor. Bu yüzdendir ki en yaygın adetlerden bir tanesi ateş kültüdür. Ateş Orta Asya Türk topluluklarında kutsal görülmüştür. Altay Türkleri’nde görülen bir efsanede Tanrı Ülgen tarafından insanlara hizmet edilmiştir. Yakut Şamanistleri ise çakmak taşıyla ateşi yakmaya çalışırlardı ve bu ateşe ”eyi out/mukaddes ateş” adını verirlerdi. Normal ateş ise “nuçça out/Rus ateşi”  adını alırdı. Ateşin yeryüzünde güneşin temsilcisi olduğu inancı daha yaygındır. Mişer Türklerinde “Kuyaştır and ediyorum” yani “Güneş ve aydan ayrılmışsın” şeklinde şaman dualarında yer alır. Ateşin kötülükleri, hastalıkları kovduğuna yok ettiğine de inanılırdı. Bununla ilgili tarihte güzel bir örnek bulmak bile mevcuttur. Bizans İmparatoru Justin’in elçisi Zemarkhos’un 568 yılında Göktürkler’e elçi olarak gittiği zaman Türkler Bizans elçilik heyetinin yakılan ateşlerin üzerinden atlamalarını istemişlerdir. Böylelikle kötü ruhlardan temizlediğine inanıyorlardı.

Hıdırellez’in kökeni Hızır’dan gelmektedir. Nasıl bu bayramı belli bir millete ya da zümreye mal edemiyorsak, Hızır’ı da tek bir kültüre mal etmek yanlıştır. Hıdırellez Hızır ile İlyas peygamberin yeryüzünde buluştukları güne verilen isimdir. İslam dini açısından önem taşıyan Hızır Peygamber İslamiyet öncesi dönemlerde de Orta Doğu’da bilinen en eski Tanrılardan biridir. İslamiyet, Hıristiyanlık, Roman ve Yunan öncesi zamanlarda su ve yeşillik Tanrısı olarak bilinirdi. Türkler arasında anılan ismiyle Hızır’ın macerası birçok uygarlığa dayanır ama asıl olarak Arapça’dan uyarlandığı söylenir. Arapça’da Al-Kidr olarak anılan peygamber, Arapça’daki sesli harflerin belirsizliğinin sağladığı esneklikten dolayı da bu isim Al-Kadr ya da Al-Kedr olarak çekilebildiği için bu kelime “yeşil olan” ya da “yeşil adam” manasına gelir. Yahudiler Hudr, Persler ise Kisir derler kendi dillerinde. Kuran’da Hızır’ın müslümanlara ilahi gerçekleri öğrettiğinden bahsedilir. Halk arasında da Hızır yolda olanların, başı dertte olanların yardımına koşar diye anlatılır. Hızır her zaman yardıma hazırdır çünkü o ölümsüz kabul edilir. Onun için Ab-ı Hayat (Hayat Suyu) içmiş denir. Hızır’ın İlyas peygamber ile bağlantısı ise şöyle açıklanır. İlyas peygamber üç dinde de Hıristiyanlık, Musevilik ve İslamiyet’te kutsal kabul edilir: İbranice’de Elijahu, Almanca’da Elijah olarak geçer. İsa’dan önceki eski yazıtlarda yağmur getiren olarak anılır. Her iki peygamber de farklı uygarlıklarda bile olsalar görevleri açısından benzerlik gösterirler. Bu yüzden denir ki 6 Mayıs günü ikisi buluşup baharı getirirler ve kutlarlar. Aslında ikisi farklı kültürlerde aynı işleri yaparlar. Hızır bizim kültürümüzde ne zaman birinin başı dertte olsa, hemen ona yardım etmeye çalışıyorsa (‘Can sıkışmayınca, Hızır yetişmez’ denir.), Elijah ya da İlyas da bu benzer görevi üstlenir. Anadolu’da coğrafi konum itibariyle olsa gerek karada yolculuk yapanların yardımcısı Hızır iken, Elijah da denizcilerin yardımındadır denir. Zaten bizim için 6 Mayısta Hıdırellez kutlanırken Ortodokslar için o gün Aya Yorga, Katolikler için ise St. Georges günü olarak kutlanır. Bu yüzdendir ki Alanya’daki Hıdrellez Kilisesinin diğer bir adı da Agios Georgios kilisesidir.

Yunanlılar da Al-Kidr’e Büyük Piramid’deki Gizler Tapınağı’nın inisiyesinin,  Hermes (Hormux) ismini vermişler. Bir Arap asıllı İspanyol tarihçi Toledo tüm eski bilimlerin ilk olarak yukarı Mısır’da yaşayan Hermes ile başladığını söylüyor. Burada karşımıza yine başlangıçlarla ilişkisi karşımıza çıkıyor. Yukarıda bahsettiğimiz Al-Kidr manası olan “yeşil olan” burada da karşımıza çıkıyor. Çünkü Eski Mısır freskolarında Hermes yeşil başlı bir ibis kuşuyla resmedilmiş.

6 Mayıs ile başlayıp 8 Kasıma kadar 189 gün süren zaman dilimi Hızır Günleri olarak anılır. Tüm bu süre zarfında Hızır’ın insanlara bolluk, bereket, zenginlik sunduğuna inanılır. Hıdırellez günü çayırlarda yuvarlanmanın sağlık getireceğine inanılır, o yüzden tepişmek, harekete geçmek anlamına gelen tepişmek kelimesi ‘Tepreş’ Kırım

Türkleri arasında Hıdırellez yerine kullanılır. Anadolu’da Hızır’a bazı atıflarda bulunulur. O uğur ve kısmetin sembolüdür, mucize ve keramet sahibidir. O yüzden bazı yerlerde “Hızır Hakkı” için kurban ve adaklar yapılır. Hıdırellez arifesi kapların , para keselerinin ağzı açık bırakılır. Dileklerini kırmızı kurdeleyle bağlayıp gül ağıcına asarlar. En yaygın geleneklerden biri de baht açma törenidir. Bu tören farklı yerlerde farklı isimlerle anılır:

İstanbul çevresinde “baht açma”,

Denizli’de “gül bahtiyarı”,

Yörük ve Türkmenler’de “mantıfar”

Balıkesir’de “dağlara yüzük atma”,

Edirne’de “yüzük çıkarma”,

Erzurum’da “mani çekme”,

Tekirdağ’da ‘’niyet çekmek’’

Bergama’da ‘’martaval çömleği’’ denir.

Hızır ile İlyas’ın yeşillik yanlarında ya da su kenarlarında bir araya geldiğine inanılır. Baharla birlikte insanların da bahtının açılacağına inanılır. Hıdırellez arifesi genç kızlar su kenarında ya da yeşillik bir yerde toplanırlar. Su dolu bir çömleğe kendilerine ait yüzük, bilezik, küpe gibi şeyler atarlar, ağzını tülbentle bağlayıp çömleği gül ağacının dibine koyarlar. Sabahleyin çömleğin yanına gidip ağızlarının tadı bozulmasın diye sütlü kahve içerlerken dua ederler. Niyet çömleği

açılırken maniler söylenir ve kişinin eşyasına göre yorumlar yapılır.

Asırlardır Hıdırellez şenlik havasında kutlanır. Onun sonu yazın başlangıcıdır. Güneş, sıcak hava insanın içini ısıtır. Kişiyi gülümsetir. Bu yüzden insanoğlu doğanın ona cömert olmasıyla beraber başlamıştır iyi niyet ve dilek tohumlarını ekmeye. Önümüzdeki güzel havalarda güneşin arkanızda olduğununu ve sizi hiçbir şekilde yalnız bırakmayacağını unutmayın. Bulutun arkasına gizlenmiş olsa bile ısısını, gücünü size hissettirmeye devam edecek.

Son Yazılar

Kategoriler

Son Yazılar