Bilgelik Hikayleri

/Bilgelik Hikayleri

Hz. İsa’nın Ricası

2019-10-24T20:33:23+03:00

HZ. İSA’NIN RİCASI İsa aleyhisselam havarilerine: -Benim bir hacetim ve ricam var onu yapmaya dair, söz verirseniz söyleyeyim, dedi. Havariler: -Ne emrederseniz kabul ederiz, dediler. İsa (a.s) yerinden kalkıp onların ayaklarını bir bir yıkadı. Havariler rahatsız oluyorlardı. Fakat mademki İsa’nın ricasını kabul ettiklerine dair söz vermişlerdi; teslim oldular, İsa hepsinin ayaklarını yıkadı. Havariler: -Sen bizim öğretmenimizsin. Bizim, sizin ayağınızı yıkamamız makbuldü, sizin bizimkini değil, dediler. İsa: -Bu işi size, halka hizmet etmeye layık olan kimsenin, bütün halktan daha çok alim ve daha çok bilgin olması gerektiğini, anlatmak için yaptım. Bu işi size tevazu etmiş olayım ve siz de tevazu [...]

Hz. İsa’nın Ricası2019-10-24T20:33:23+03:00

İnsaniyetli Olmak Ok Atmak Gibidir

2019-10-24T20:37:57+03:00

İNSANİYETLİ OLMAK OK ATMAK GİBİDİR Filozof Meng-dzi şöyle derdi: “İnsaniyetli bir insan, okçu gibidir, okunu atıp vuramazsa, kabahati kendinde arar.” Bir zamanlar ben de ok atmayı öğrenmiştim. Önce bütün düşüncemi hedefe isabete yöneltirdim ve gözümü (hedef vazifesi gören) kuşa dikerdim; ellerim gözlerime itaat ederdi ve on atıştan dokuzu boşa giderdi. Tesadüf eden bir tanesi de gerçekten tesadüf eseri idi. Orada iyi bir atıcı vardı. Hatayı kendimde aramamı bana söyledi; eli çekiş yerinde tutmamı, bacaklarımı doğru tutmamı, azaları ve vücudu iyi kontrol etmemi öğretti. Bunlardan bir tanesi kontrol edilmezse, hemen arkasından bir yanlış gelir dedi. Bütün yanlış kaynakları, kökünden kazındı [...]

İnsaniyetli Olmak Ok Atmak Gibidir2019-10-24T20:37:57+03:00

İnekler ve Mutluluk

2019-10-10T22:46:58+03:00

İNEKLER ve MUTLULUK Bir gün Buda ve bir grup keşiş birlikte dikkatle yemek yemeyi bitirdikten sonra çok heyecanlı bir çiftçi yanlarına gelip şöyle sordu: -Keşişler, ineklerimi gördünüz mü? Böyle bir talihsizlikle nasıl baş edebileceğimi bilmiyorum. Buda ona: -Ne oldu?" diye sordu. Adam: -Keşişler, bu sabah on iki ineğimin hepsi de kaçtı. Ve bu yıl bütün susamlarımı böcekler yedi!" dedi. -Efendi, biz senin ineklerini görmedik. Belki öteki tarafa gittiler." der Buda. Çiftçi o tarafa gittikten sonra Buda Sangha'sına dönüp dedi ki: -Arkadaşlarım, yeryüzündeki en mutlu insanlar olduğunuzu biliyor musunuz? Kaybedecek ineğiniz veya susamınız yok. Her zaman daha çok biriktirmeye çalışırız [...]

İnekler ve Mutluluk2019-10-10T22:46:58+03:00

Hükümdarın Serveti

2019-10-10T22:48:44+03:00

HÜKÜMDARIN SERVETİ Zamanın birinde bir hükümdar varmış, zenginliği tüm dünyaca bilinirmiş. Hükümdar her gittiği yere hazinesinin bir bölümünü götürür ve bunları sergilemekten büyük onur duyarmış. Hükümdarın hayatında en çok güvendiği, tek akıl hocası bir bilge kişiymiş. Günlerden bir gün bu bilge kişiyle otururken hükümdar şöyle bir soru sormuş: – “Sen ki göğün gizemine ermiş, bilime yön vermiş bir adamsın. İnsanlar, ister hükümdar denli güçlü, ister savaşçılar denli onurlu olsun ayağına kapanır ağzından çıkacak bir sözü beklerler. Şimdi senin gibi bilge bir adamın fikrini merak etmekteyim, benim hükümdarlığım ve servetim hakkında ne düşünüyorsun?” Bilge bu soru karşısında hükümdarın gözlerine bakarak şu [...]

Hükümdarın Serveti2019-10-10T22:48:44+03:00

Hintli Usta ve Çırağı

2019-10-10T22:29:07+03:00

HİNTLİ USTA ve ÇIRAĞI Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağına şöyle dedi: “Git biraz tuz al gel.” Hayatındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde usta ekledi: “Şimdi bir avuç tuz al ve bir bardak suya atıp iç.” Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. Usta “Tadı nasıl?“ diye sordu. Çırak, “Acı” dedi. Usta gülerek çırağını kolundan tuttu ve dışarıya çıkardı. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de şöyle dedi: “Şimdi de göle bir avuç tuz at ve gölden su iç bakalım.” Söyleneni yapan çırak [...]

Hintli Usta ve Çırağı2019-10-10T22:29:07+03:00

Hatırlamak

2019-08-27T14:27:45+03:00

HATIRLAMAK Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldılar. Eski gazeteniz var mı bayan?” Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. “İçeri girin de size sıcak bir kakao yapayım dedim.” Hiç konuşmuyorlardı, ıslak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanına reçel ekmek de hazırladım onlara belki dışardaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işlerimi yapmaya koyuldum. Fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti bir an ve başımı uzattım içeriye. Küçük kız elindeki boş [...]

Hatırlamak2019-08-27T14:27:45+03:00

Han ve Yolcu

2019-08-27T14:17:11+03:00

HAN ve YOLCU Günlerden bir gün, zamanın ünlü bir bilgesi hükümdarın sarayının kapısına geldi. Muhafızların hiçbirisi saygıları nedeniyle onu durdurmaya çalışmadı. Bilge, sonunda hükümdarın tahtında oturduğu odaya girdi. Ziyaretçisini hemen tanıyan kral saygıyla ayağa kalkıp sordu: “Ne istiyorsun? Sana nasıl yardım edebilirim?” “Bu handa uyuyacak bir yer istiyorum” cevabını verdi bilge. “Ama burası han değil ki” dedi kral hafif kızgınlıkla, “Benim sarayım.” “Sorabilir miyim: Senden önce bu sarayda kim yaşıyordu?” “Babam. O öldü ama.” “Ondan önce kim yaşıyordu?” “Büyükbabam. O da öldü.” “O zaman burası insanların kısa bir süreliğine gelip kaldığı, sonra da terk edip gittiği bir yer demek [...]

Han ve Yolcu2019-08-27T14:17:11+03:00

Gül Yaprağı Olmak

2019-08-21T15:23:31+03:00

GÜL YAPRAĞI OLMAK Uzakdoğu'da bir Budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerideki Budist rahip, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist rahip bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul [...]

Gül Yaprağı Olmak2019-08-21T15:23:31+03:00

Gölge Etme Başka İhsan İstemem

2019-08-01T20:03:30+03:00

GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEM Diyojen, İskender’e ayağa kalkmadı. Hiç istifini bozmadı. Binlerce insan, İskender geliyor diye kırılıp geçiyorken o, yerinden kımıldamadı bile. “Sen ne yapıyorsun, gelenin kim olduğunu bilmiyor musun?” diye onu tartakladılar. İskender: “Durun, dokunmayın! Görmüyor musun? İskender geliyor diye insanlar yerlere yatıp kalkıyorlar. Sen yoksa İskender’i tanımıyor musun?” dedi. Diyojen: “Tanıyorum, iyi tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum” diye cevap verdi. İskender: “O halde söyle! Kimim, ben?” Diyojen: “Bendemin bendesisin (esirimin esirisin)” dedi. İskender sarsıldı. Yerinde duramadı ve atından indi. “Ne demek bu?” dedi. Diyojen: “Sen, toprak için insan öldürüyorsun. Dünya benim esirim, kölem. Sen de [...]

Gölge Etme Başka İhsan İstemem2019-08-01T20:03:30+03:00

Garcia’ya Mesaj

2019-07-26T17:09:47+03:00

GARCIA’YA MESAJ 19. yüzyıl sonunda Küba meselesi dolayısıyla patlak veren Amerika-İspanya savaşında asilerin lideri Garcia ile süratle iletişime geçmek gerekiyordu. Kendisi Küba dağ kalelerinden birinde olup, nerede olduğu kesin olarak bilinmiyordu. Posta ve telgrafla da ulaşılamıyordu. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın bu kimse ile en kısa zamanda iş birliği yapması sağlanmalıydı. Ne yapılması gerekiyordu? Birisi Başkan’a şöyle dedi: “Sizin için Garcia’yı bulabilecek biri vardır. Eğer herhangi biri bu görevi alabilirse…” Rowan’a Garcia’ya teslim edilmek üzere bir mektup verilerek yollandı. Rowan adlı bu kişi, mektubu nasıl alıp su geçirmez bir keseye koyarak koynunda sakladı; geceleyin açık bir sandalla dört gün içinde [...]

Garcia’ya Mesaj2019-07-26T17:09:47+03:00
Load More Posts