Bilgelik Hikayleri

/Bilgelik Hikayleri

Hatırlamak

2019-08-27T14:27:45+03:00

HATIRLAMAK Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldılar. Eski gazeteniz var mı bayan?” Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. “İçeri girin de size sıcak bir kakao yapayım dedim.” Hiç konuşmuyorlardı, ıslak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanına reçel ekmek de hazırladım onlara belki dışardaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işlerimi yapmaya koyuldum. Fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti bir an ve başımı uzattım içeriye. Küçük kız elindeki boş [...]

Hatırlamak2019-08-27T14:27:45+03:00

Han ve Yolcu

2019-08-27T14:17:11+03:00

HAN ve YOLCU Günlerden bir gün, zamanın ünlü bir bilgesi hükümdarın sarayının kapısına geldi. Muhafızların hiçbirisi saygıları nedeniyle onu durdurmaya çalışmadı. Bilge, sonunda hükümdarın tahtında oturduğu odaya girdi. Ziyaretçisini hemen tanıyan kral saygıyla ayağa kalkıp sordu: “Ne istiyorsun? Sana nasıl yardım edebilirim?” “Bu handa uyuyacak bir yer istiyorum” cevabını verdi bilge. “Ama burası han değil ki” dedi kral hafif kızgınlıkla, “Benim sarayım.” “Sorabilir miyim: Senden önce bu sarayda kim yaşıyordu?” “Babam. O öldü ama.” “Ondan önce kim yaşıyordu?” “Büyükbabam. O da öldü.” “O zaman burası insanların kısa bir süreliğine gelip kaldığı, sonra da terk edip gittiği bir yer demek [...]

Han ve Yolcu2019-08-27T14:17:11+03:00

Gül Yaprağı Olmak

2019-08-21T15:23:31+03:00

GÜL YAPRAĞI OLMAK Uzakdoğu'da bir Budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerideki Budist rahip, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist rahip bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul [...]

Gül Yaprağı Olmak2019-08-21T15:23:31+03:00

Gölge Etme Başka İhsan İstemem

2019-08-01T20:03:30+03:00

GÖLGE ETME BAŞKA İHSAN İSTEMEM Diyojen, İskender’e ayağa kalkmadı. Hiç istifini bozmadı. Binlerce insan, İskender geliyor diye kırılıp geçiyorken o, yerinden kımıldamadı bile. “Sen ne yapıyorsun, gelenin kim olduğunu bilmiyor musun?” diye onu tartakladılar. İskender: “Durun, dokunmayın! Görmüyor musun? İskender geliyor diye insanlar yerlere yatıp kalkıyorlar. Sen yoksa İskender’i tanımıyor musun?” dedi. Diyojen: “Tanıyorum, iyi tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum” diye cevap verdi. İskender: “O halde söyle! Kimim, ben?” Diyojen: “Bendemin bendesisin (esirimin esirisin)” dedi. İskender sarsıldı. Yerinde duramadı ve atından indi. “Ne demek bu?” dedi. Diyojen: “Sen, toprak için insan öldürüyorsun. Dünya benim esirim, kölem. Sen de [...]

Gölge Etme Başka İhsan İstemem2019-08-01T20:03:30+03:00

Garcia’ya Mesaj

2019-07-26T17:09:47+03:00

GARCIA’YA MESAJ 19. yüzyıl sonunda Küba meselesi dolayısıyla patlak veren Amerika-İspanya savaşında asilerin lideri Garcia ile süratle iletişime geçmek gerekiyordu. Kendisi Küba dağ kalelerinden birinde olup, nerede olduğu kesin olarak bilinmiyordu. Posta ve telgrafla da ulaşılamıyordu. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın bu kimse ile en kısa zamanda iş birliği yapması sağlanmalıydı. Ne yapılması gerekiyordu? Birisi Başkan’a şöyle dedi: “Sizin için Garcia’yı bulabilecek biri vardır. Eğer herhangi biri bu görevi alabilirse…” Rowan’a Garcia’ya teslim edilmek üzere bir mektup verilerek yollandı. Rowan adlı bu kişi, mektubu nasıl alıp su geçirmez bir keseye koyarak koynunda sakladı; geceleyin açık bir sandalla dört gün içinde [...]

Garcia’ya Mesaj2019-07-26T17:09:47+03:00

Fincanını Boşalt

2019-07-26T16:54:18+03:00

FİNCANINI BOŞALT Bir üniversite profesörü, ünlü bir Zen üstadını ziyarete gider. Üstat sessizce çay ikram ederken profesör, Zen hakkında konuşur. Üstat ziyaretçinin fincanını ağzına kadar doldurur ve doldurmaya devam eder. Profesör kendisini artık tutamayacağı ana kadar taşan fincanı seyreder. En sonunda dayanamaz ve:  “Artık doldu! Daha fazla almaz!” diye bağırdı. Üstat: “Sen de bu fincan gibisin,” der, “Önce fincanını boşaltmadan sana Zen’i nasıl gösterebilirim?".

Fincanını Boşalt2019-07-26T16:54:18+03:00

Ermiş ve Çocuk

2019-07-26T16:33:56+03:00

ERMİŞ ve ÇOCUK Bir zamanlar, günlerden bir gün, Ermiş Sharia bahçelerden birinde dolaşırken bir çocuğa rastladı. Çocuk ona doğru koşarak dedi: -İyi günler olsun, efendim Ve ermiş dedi: -İyi günler olsun, efendim. Ve bir an sonra: -Görüyorum ki yalnızsın. Ve çocuk gülerek dedi: -Dadımı ancak yitirebildim. Şu çalıların arasında olduğumu sanıyor; ama görüyorsunuz ki buradayım. Ardından ermişin yüzüne baktı ve yine konuştu: -Siz de yalnızsınız. Siz dadınıza ne yaptınız? Ermiş yanıtladı ve dedi: -Ah, bu farklı bir konu. Doğrusu ben onu pek sık yitiremem. Ama bu bahçeye girdiğimde o da beni çalıların arasında arıyordu. Çocuk ellerini çırpıp bağırdı. -Demek [...]

Ermiş ve Çocuk2019-07-26T16:33:56+03:00

Bilmeyenlerle Tartışma

2019-07-26T16:20:00+03:00

BİLMEYENLERLE TARTIŞMA Hindistan’da renklerin ustası anlamına gelen Ranga Guru adı verilen çok ünlü bir ressam varmış. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış, son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Rangu Guru ise; – Sen artık ressam sayılırsın Racaçi ve artık senin resmini halk değerlendirecek diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak, halktan beğenmedikleri yerlere çarpı atmalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış. Birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde tüm resim kırmızı çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor. [...]

Bilmeyenlerle Tartışma2019-07-26T16:20:00+03:00

Elindekiyle Yetinebilmek

2019-07-26T16:13:13+03:00

ELİNDEKİYLE YETİNEBİLMEK Dünyalar güzeli bir kız varmış. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, yakışıklı ve asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş. Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi, nice şövalyeyi reddeden güzel kız, kimseleri beğenmezmiş. Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza âşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş. Ama kız onu da reddetmiş. Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış. Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış. Bir gün yolu, bir zamanlar yaşadığı güzel küçük kasabaya düşmüş. Orada tanıdık birine rastladığında aklına bir zamanlar orada yaşayan [...]

Elindekiyle Yetinebilmek2019-07-26T16:13:13+03:00

Ekici

2019-07-25T17:18:26+03:00

EKİCİ Zengin bir Brahman çiftçi olan Bharadvaja hasat bayramını kutlarken, Kutlu Olan elinde sadaka çanağı ile gelip yiyecek dilendi. Oradakilerin bir kısmı onu saygı ile karşıladı ama Brahman kızmıştı ve şöyle dedi: -Ey samana, dilenecek yerde gidip çalışsan daha iyi olur. Ben sabah sürüp ekerim ve sürüp ekince de yerim. Sen de öyle yapsaydın senin de yiyecek bir şeyin olurdu. Buda cevap verip dedi ki: -Ey Brahman, ben de sürüp ekerim ve sürüp ekince de yerim. Brahman: -Senin mesleğin çiftçilik mi? diye cevapladı. “Öyleyse öküzlerin nerede? Tohumla saban nerede? Buda şöyle dedi: -Ektiğim tohum imandır; onun verimini arttıran yağmur [...]

Ekici2019-07-25T17:18:26+03:00
Load More Posts